almak

-ır -i
1. 拿, 取: Ateşi maşa ile aldı. 他用火钳取了火。Şapkamı alıp gidiyorum. 我拿起帽了就走。Arabamı garajdan almak istiyorum. 我想到停车场取我的车。
2. 接: Çocuğumu çocuk kreşinden eve aldım. 我已把孩子从幼儿园接回了家。Yarın sabah size uğrar seni de alırım. 我明天早上到你们这儿拐一下, 把你也带上。
3. 买: Babam yeni bir otomobil aldı. 我父亲买了一辆新车。İki kilo pirinç aldı. 他买了两千克大米。
4. 收到, 得到: alıp verme merkezi (邮政)收发中心 arkadaştan bir mektup \almak 收到朋友一封信 öğüt \almak 受贿
5. 娶, 嫁: Arkadaşım komşusunun kızını aldı. 我的朋友娶了邻居的女儿。Alacağımı isteyince kızarıp bozardı. 她羞得满脸通红, 要求我娶她。
6. 占领, 攻占, 夺取: Ordu kenti aldı. 军队攻占了该城。
7. 夺去, 抢走: Allah annesini aldı. 他的母亲永远离开了人世。Maden kömürü ocağındaki facia yirmi can aldı. 煤矿矿井发生的惨祸夺去了20条生命。
8. 没收, 扣留, 扣压: Polis şoförün ehliyetini aldı. 警察扣留了司机的驾照。
9. 带, 随身携带: Sokağa çıkarken şemşiyemi alacağım. 我上街将带上伞。
10. 取得, 得到: benzin \almak 加油 iş \almak 得到工作 izin \almak 得到允许; 获得假期 mahsul \almak 收割, 收获 söz \almak 得到承诺
11. 接纳, 招收, 接待: adam \almak 招野男人 evine kiracı \almak 接纳房客 yeni öğrenci \almak 招生 ziyaretciyi yanına \almak 接待来访者
12. 去除, 摘除, 拿掉, 拔掉; 刮(胡子), 修剪(胡须): ameliyatla kurşun \almak 开刀取出子弹 dalağı \almak 摘除脾脏 kaş \almak 拔眉毛 ur \almak 摘除肿瘤 Bıyıktan biraz alınız. 请给我修剪一下胡子。
13. 卷走, 冲走, 刮走: Rüzgâr harmanı aldı. 大风吹跑了麦垛。Sel evler ile hayvanları aldı. 洪水冲走了房屋和牲畜。
14. 装下, 容纳: Bu küp beş kilo su alır. 这个罐子能装5千克水。Bu otomobil dört kişi alır. 这辆车可载乘4人。Bu salon bin kişi alır. 这个大厅能容纳千人。Odanın içerisi bu kadar adam almaz. 房间里容不了这么多人。
15. 抽(烟), 服药́ , 饮(酒): bir sigara \almak 抽一支烟 iki kadeh konyak \almak 喝两杯白兰地 Bu ilâcı günde üç kere almalısınız. 这种药您每天应该服3次。
16. (向内)渗露: Fotograf şasisi ışık almış. 照相机暗匣漏光了。Sandal birdenbire su alıp battı. 小船突然漏水沉没。
17. 遭受, 受到, 遭到: ateş \almak 遭受火灾 ceza \almak 受到惩罚 hastalık \almak 患病 soğuk \almak 受凉, 感冒
18. 把…当作, 把…看成, 把…理解为: bu sözü şakaya \almak 把这句话当成开玩笑
19. 裁, 减: Boyundan biraz al bu ceket. 请把这件上衣改小一点儿。Paltonun paçasını biraz almak gerekiyor. 这件大衣的下摆应该短一点儿。
20. 朝向, 面向: Bu pencere de denizi alır. 这扇窗户也朝向大海。
21. 确定, 选定, 选择: ölçüsünü \almak 测量, 衡量
22. 感觉到(味道、气味、声音等): Köpeğin burnu iyi koku alır. 狗鼻子嗅觉灵敏。Sol kulağım sesi iyi almıyor. 我左耳聋, 听不太清楚。
23. 拉, 挪, 移动: Arabayı daha sola alın. 请把车再向左靠靠。
24. 笼罩, 遮盖, 缠绕, 围住, 淹没: Ovayı sel aldı. 水漫平原。Bir düşünce beni aldı. 有一个想法萦绕在我的脑际。Kuvvetli bir heyecan onu aldı. 他十分激动。
25. 雇用, 招聘, 聘请, 吸收: Lokantaya yeni garsonları alacaktır. 他将为餐馆招聘一些新的服务员。Yeni bir sekreter aldım. 我新请了一位秘书。Kontenjanımız yeni memurlar almaya elverişli değil. 我们的定额不利于吸收新员工。
26. 偷, 窃, 盗: Hırsız cebinden para aldı. 小偷偷了他口袋里的钱。Bütün paramı cebimden aldı. 他把我口袋里的钱都偷走了。
27. 放入, 装入, 领入: Çocuklar küçük tavşanı bir kutuya aldılar. 孩子们把小兔子放进一个盒子里。
28. 清扫, 打扫, 扫除: Örümcek ağlarını aldı. 他把蜘蛛网都扫掉了。Yatağın altını süpürge ile alıyor. 他把正在用笤帚扫床底下。
29. 走, 行驶: Arızalı araba iki üç kilometre zor alabildi ve yolda durdu. 这辆故障车勉强走了两三千米就趴窝了。O yolu yarım gün alabildik. 这段路我们半天就走完了。
30. 洗澡, 洗浴
31. 理解, 领会, 懂得: Hoca iyi ama çocuk almıyor. 老师虽好, 但孩子听不懂。Kafam bu sözleri hiç almıyor. 这些话我一点儿也听不懂。
32. 披: Mantosunu sırtına aldı. 她披上了大衣。Omuzlarına bir örtü aldı. 她把一块头巾披在双肩。
33. 赚, 挣: Arkadaşım bir arabayı alıp satmakla elli milyon aldı. 我的朋友倒卖一辆汽车赚了5千万里拉。Her paltodan üç yüz bin lira alır. 每件大衣他能赚30万里拉。
34. 占用(时间): Bu iş benim üç günümü aldı. 这件事花了我3天的时间。
35. 撤职, 免职, 开除: Düşündü, taşındı okumaktan hoşlanmayan çocuğu mektepten almaya karar verdi. 经过再三考虑, 他决定把那个不爱学习的孩子从学校开除。
36. 除去, 消除, 减少, 冲淡, 使褪色: Güneş perdelerin rengini aldı. 太阳晒得窗帘退了色。İçine biraz su koy, tuzunu alır. 你兑点儿水, 咸味就淡了。
37. 适合于, 便于: Bu tahta boya almıyor. 这块木板着不上色。
38. nsz 猛然开始, 突然启动: Ben sokağa çıkarken bir yağmurludur aldı. 我正要上街, 突然天上下起了大雨。Çocuklar uyurken bir yangın birdenbire aldı. 孩子们正在睡梦中, 突然发生了火灾。Gaza bastım, motor almadı. 我踩了油门, 但马达没发动起来。
39. 开始讲述(民间故事)
◇ al aşağı vur yukarı 讨价还价 al mektup, ver mektup 频繁的书信来往 al takke ve külâh 1) 长时间争吵之后, 吵吵闹闹地: Yarım saat al takke ver külâh pazarlıktan sonra balıklar kilosu iki dolardan satıldı. 经过半个小时激烈的讨价还价, 这些鱼以每千克两美元的价格卖了出去。 2) 不拘礼节地, 不讲客套地, 随随便地 alabildiğine 竭尽全力地, 尽可能地, 拼命地 aldı yürüdü 1) 一下子走出好远, 一下子扩散开来, 不胫而走 2) 流行: Blucin modası aldı yürüdü. 牛仔裤很流行。aldığı aptes ürküttüğü kurbağaya değmemek 功不低过; 得不偿失 alıp gitmek 拖走, 强行带走, 抓走 alıp kaçmak 抢劫 alıp satmak 做生意, 做买卖 alıp vereceği olmamak 1) 互不欠帐 2) 互无往来, 没有任何关系: Benim Ali'yle hiç alıp vereceğim yoktur. 我和阿里没有任何来往。-le alıp verememek 无法和解, 无法和睦相处: Ne alıp veremiyorsunuz? 你们为什么总是互相过不去?Onunla alıp veremediğiniz nedir. 您和他有什么过结?Senin onunla ne alıp veremediğin var? Niye her yerde onu çekiştiriyorsun. 你和他有什么过节?为什么总是跟他过不去?alıp vermek 1) 心悸, 心跳, 感兴趣, 动心 2) 深思熟虑 3) 有关系; 有过节 alıp yürümek 飞跃发展, 有大的进步: İnsanlar aya gitti. Elelktronik teknik aldı yürüdü. 人类已经登上月球, 电子技术有了很大的发展。alır almaz 立即, 立刻, 马上 almış, satmış, çekmecesini kapatmış 退休的
◆ Al (或 Alın, Alınız) ! 瞧!喏: Al bir aksilik daha! 喏!又一件麻烦事!Al sana bir sorun (或 belâ) daha! 瞧, 又是你的一个难题!Al benden de o kadar. 我也这么认为: Söyledikleriniz çok doğru; Al benden de o kadar. 你说的没错, 我也这么认为。Al beş paralıkta bundan. 纯粹是胡说八道!Al birini, vur birine (或 çarp ötekine) . 都是一路货色!没一个好东西: Onların birbirinden farkı yok ki, Al birini vur birine. 他们没有什么两样, 都是一路货色!Al bundan da on (或 beş) paralık. 这纯粹是胡扯: Bunun da öekisinden farkı yok. Al bundan de on paralık. 这个和其他的也没有什么区别, 纯粹是胡扯!Al gülüm, ver gülüm. 1) (相爱者)互表爱意 2) 等候即时回报 Al iskeleyi. 走开, 滚开!Al kaşağıyı, gir ahıra, yağırı (或 yarası) olan gocunsun. 干自己的事, 休管他人论短长。Al malın iyisini, çekme kaygısını. 便宜没好货, 好货不便宜; 花钱买好货, 放心省烦恼。Al on paralık da ondan. 纯粹是胡说八道: Ali dayanamadı: Al on paralık da ondan diye karşılık vermek zorunda kaldı. 阿里实在忍不住了, 回敬了一句: “你这纯粹是胡说八道。”Al sana bir kaya, nerene dayarsan daya. 事已至此, 我毫无办法。Alan razı (或 memnun) , satan razı (或 memnun) . 两相情愿, 一拍即合: Alan razı satan razı, bize bu konuda söz düşmez. 他们是两相情愿, 我们无可奈何。Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. 作恶必受惩罚, 只在早与迟; 害人者终害已。Almazsın satmazsın, pazarda işin ne. 你在这里干什么?你瞎凑什么热闹: Burası gençlerin eğlendiği bir yerdir, almazsın satmazsın işin ne. almazsın satmazsın, pazarda işin ne. 这儿是年轻人娱乐的一个地方, 你在这里干什么?

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • almak — i, ır 1) Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. N. Cumalı 2) i, den Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak Çocuğu okuldan aldı. 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Almak — Stern Alamak (γ And) Beobachtungsdaten Epoche: J2000.0 Sternbild Andromeda …   Deutsch Wikipedia

  • Almak — Gamma Andromedae Almach (γ Andromedae) Données d observation (Époque J2000.0) Ascension droite 02h 03m 54s Déclinaison +42° 19′ 47″ Constellation Andromède Magnitude apparente …   Wikipédia en Français

  • Almak — This interesting and unusual surname is of early medieval English origin, and is a good example of that sizeable group of early English surnames created from the habitual use of a nickname. In this instance the nickname was originally given to… …   Surnames reference

  • l k almak — almak I, 40, 41, 46, 51, 53, 99,114,149, 168. 175, 236, 329, 367, 373, 412, 421, 440; I I, 13, 24 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • icazet almak — 1) izin, onay almak Bir çift ayakkabı almak için dahi ondan icazet almak zorunda kalıyorum. A. Kulin 2) diploma almak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • elden almak — 1) bir malı pazara çıkarılmadan sahibinin elinden satın almak 2) herhangi bir şeyi biriyle yüz yüze görüşerek almak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hedef almak — 1) (bir şeyi) nişan almak 2) (bir şeyi) ulaşılmak istenen amaca göre davranmak 3) (bir şeyi) bir kimseyi, bir yeri yıpratmak, eleştirmek amacıyla karşısına almak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ileri almak — 1) öne almak 2) saati önceki vakte almak, öne ayarlamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • öç almak (veya çıkarmak) — yapılan bir kötülüğün acısını kötülük yaparak çıkarmak, intikam almak Öç almak ister gibi konuşuyordu ama kime taş attığı belli olmuyordu. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • randevu almak — bir kimseden belli bir saat ve yerde buluşmak için söz almak, gün almak Adamcağız, samimi bir refah ve zevkle yeni bir randevu aldıktan sonra gitti. A. Gündüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.